Jamily Ne dedi?

“Jam içinde bilmediğin odaların kapısı açan bi anahtar,
Jam kendini başkasında sevmek,
Jam yumuşacık kocam bir sevgi ve güven balonunda hareket etmek,
Jam hayalini kurduğun Dünya’nın insanlarıyla tanışmak,
Jam bi sürü yüzü olan kocaman bir elmas gibi, ayrılırken hepimizin kalbine yerleşen” (Derya)

“Jam gecenin karanlığında birden bire yanan bir sokak lambası .
İşini bilen, kuvvetli bir tür ‘yapıştırıcı’ Jam.
Jam çölün ortasında içilen bir bardak ılık su.
Jam köklenmek…. Derine inme… Derine gitikçe topraktaki çeşitlilik ve zenginliği keşfetmek, oradaki herşeyle birlikte almak-vermek hem kendinin hem onların ihtiyaçlarının farkına varmak yani bir olmaktır.” (Burcu)

“Jam benim için kendi ellerimle bir bir üzerime diktiğim katmanlarımı soyduran, ruhuma nefes delikleri açıp daha evvel hiç hissetmediğim güzellikleri yaşatan, unuttuğum hayatımı dönüştürme cesaretini hatırlamama vesile olan en güzel yolculuk… Bir yaşayan olarak varolduğumu ve tüm canlılarla aramdaki kopmaz bağı fark ettiğim, kendi yaşamıma ve harika dostlarımın yaşamlarına dokunma şansına sahip olduğum, “uyandığım” bir deneyim. Bir sürü başka hikayelere açılan engin bir öykü” (Elif)

“Bana göre Jam,bir ağacın ihtiyac duydugu öz suyudur,kılcal köklerden başlayıp dallardaki yapraklara kadar çıkan öz suyu. Bizlerde o güzel ağacın yaprakları,cicekleriyiz. Tıpkı altında toplastigimiz koca dut ağacı gibi.” (Balıkçı)

“Anadolu jam sirinler in yasamini ziyaret etmek gibi…kendimi ogrenmede rengarenk bi sayfa gibi,jam-canlarla kucaklasma sansi bulmus olmak hepimizin yildiz tozu oldugunu hatirlamak, hepimizin icinde birbirimizden birer parca oldugunu gormek kendimle kucaklasmak gibi…anadolu jam kucuk bir boncuga sigip hep yanimda tasidigin, hayatimin en guzel armaganlarindan biri” (Esin)

Geçmişin bilinmeyen bir zaman diliminde vuku bulmuş bir öykü. Derler ki bir gezgin yaşarmış. Öyle ya gezgin bu, adi üstünde, bilinmez dünyanın hangi köşesinde, yürür yürürmüş.. Hanlar geçmiş, ormanlara dalmış, okyanusu geçmiş, dağları aşmış..  Derler ki  yorulmuş bizim gezgin, duruvermiş olduğu yerde.. Bakmış söyle bir etrafına.. Kimsecikleri görememiş.. Ufuklara dikmiş gözünü.. Uçsuz bucaksız çöl uzanıyormuş kızgın güneşin kavurduğu. Matarasını götürmüş ağzına fakat bir de ne görsün, bir damla suyu kalmamış içecek. Bir lokma atayım ağzıma demiş, demiş ama bir de bakmış ki bir somun ekmeği dahi yokmuş çıkınında.. Ve yorgunmuş gezgin, yorgunmuş yüreği, özlem doluymuş güzel günlere, sevgiye, şefkate.. Ve çökmüş dizlerinin üzerine eserken çölün amansız kavurucu yeli, dikmiş gözlerini göğe.. Ve derler ki bir derin nefes çekmiş gökten ciğerlerine o an bizim gezgin, kocaman bir nefes.. İşte ne olduysa o an oluvermiş.. Çölün dört bir yanında siluetler belirmiş. Ben diyeyim otuz siz deyin otuz iki, her biri beyazlar içinde, yaklaşmış siluetler bizim seyyaha.. Gelmiş bağdaş kurup oturmuşlar bizim gezgin etrafında, başlamışlar anlatmaya, anlatanı dinlemeye. Derler ki çok geçmemiş anlamış her biri diğerinin de bir seyyah olduğunu, bir yerden gelip bi başka diyara gittiğini.. Derler ki kuzeyi anlatmış gezginlerden biri; köyünü, yurdunu, toprağını, bir diğeri güneydeki göl kıyılarını anlatmış çocukluğunun geçtiği, bir diğeri kelebeklerini batının vadilerinden, ve okyanus kıyılarını bir diğeri. Kader anlarını anlatmışlar yol kavşaklarındaki, engelleri önlerine çıkan ve acılarını zamanın getirip bıraktığı.. Derler ki yedi gün yedi gece sürmüş sohbet, anlatmışlar,dinlemişler.. Ve derler ki her bir gülümsemeye her bir göz yaşına bir tomurcuk patlayıvermiş topraktan göğe.. Irmaklar çağlamış her bir kahkahaya, kelebekler kanat çırpmış, kuş sesleri doldurmuş dört bir yanı ve vadilerin çiçekleri sarmış muhteşem kokularıyla, ormanlar peyda oluvermiş alabildiğine yeşil.. Derler ki bir koca nefes çekmişler gökten ciğerlerine bizim gezginler. Salıvermişler anin ortasına.. “Ohhh!” Yaşam olmuş işte koca nefes, can olmuş, an olmuş.. Anadolu olmuş, Yeniköy olmuş, Gümüşlük olmuş.. (Çağrı)

 

Anadolu Jam 2013 üzerine:  Post-Jam (Türker)

Dünya Jam’ine ve Orta Doğu Jam’ine katılan arkadaşlarımızın yazıları için:

Anatolian Changemaker: A Turkish Girl’s Tale – (Hanzade)

Doğaya, birbirimize ve kendime bağlanma tecrübesi (Ayşegül)

 

Leave a Reply